• Blog
  • iletişim
Tembel Kasaba Masalı Kısa masal, Tembel Kasaba Masalı Kısa hikaye, Tembel Kasaba Masalı Çocuk masalları oku

Tembel Kasaba Masalı

Kısa masal oku

Tembel Kasaba Masalı Masal oku

Tembel Kasaba Masalı Hikaye oku

Tembel Kasaba Masalı oku

Tembel Kasaba Masalı
Tembel Kasaba Masalı

Diğer çocuklar için paylaşalım

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde uzak ülkelerin birinde yoksul bir kasaba varmış. Bu kasaba insanları çalışmayı hiç sevmezlermiş. “Nasıl olsa çalışsak da kimsenin parası yok nasıl para kazanacağız ki? Hem çalışmayı da bilmiyoruz.” diye söyleniyorlarmış. Evlerin hepsi yıkık, tarlalar yaban otlarıyla doluymuş. İnsanlar aç, mutsuz ve umutsuzlarmış.

Günlerden bir gün genç bir çocuk dedesinden miras kalan araziye yerleşmek üzere bu kasabaya göç etmiş. Kasaba halkı “Nasıl bir insan şehirden bu fakir kasabaya göç eder ki hem de arazide ne bir ev var ne de bir ağaç var? Deli mi bu çocuk?” diye düşünüyormuş.

Çocuk kasabanın sokaklarında yürürken güler yüzüyle herkese selam vermiş. İnsanların ona neden şaşkınlıkla baktıklarını anlamıyor, hiç kimsenin çalışmıyor olmasına da bir anlam veremiyormuş.

Dedesinden kalan arazi kasabanın tam merkezindeymiş. Çocuk poşetini boş alana bıraktığı gibi hemen orman yoluna koyulmuş. Halk meydandaki parkta oturup “Nereye gitti şimdi bu? Ormanda ne işi var? Kaç saat oldu dönmedi?” diye bir birlerine sorular soruyorlarmış. Saatler geçmiş çocuk dönmemiş, güneş batınca herkes evlerine dağılmış. Sabahın ilk saatlerinde çocuklarını okula götüren anneler, çocuğun arazisinin önüne geldiklerinde, özenle üst üste dizilmiş bir yığın odun görmüşler. “Mevsimlerden kış, biz çok üşüyoruz bu çocuk nereden buldu bu odunları?” diye söylenmişler. Çocuk yine ortalarda görünmüyormuş.

Ertesi sabah, herkes odunlara ne olduğunu merak ettiği için okula hızlı hızlı yürümüş. Arsanın önüne geldiklerinde tek odalı bir ev görmüşler, bahçede de bir tavuk ve bir horoz geziniyormuş. Ancak çocuk yine ortalarda yokmuş. “Biz soğuktan öleceğiz, bu çocuk nereden buldu bu sağlam ahşap duvarları? diye söylenmişler.

Boş arazideki gelişmeler tüm kasabanın merakını üzerine çekmiş. İnsanlar her gün gidip gidip bahçeye bakıyorlarmış. Bir odalı ev ertesi gün iki oda bir sonraki gün üç oda olmuş. Bahçedeki tavukla horozun civcivleri doğmuş. Üç odalı ev yetmiyormuş gibi bahçeye bir de güzel tavuk kümesi konmuş.

Hiç çalışmayan mutsuz kasaba halkı geceden sabaha değişen onca şeyi görünce çok kıskanmışlar. Aralarından bir temsilci seçip çocukla konuşmaya göndermişler. Temsilci “Merhaba, biz yoksul bir kasabayız, hepimiz soğuktan donuyoruz. Sen bu güzel evi nasıl yaptın?” diye sormuş. Çocuk “Her gece ormandan odun toplayıp bir oda inşa ediyorum. Aslına bakarsanız çok kolay. Size gösterebilirim” diye cevap vermiş. Temsilci çocuğun teklifini halka iletmiş. Kasaba halkı yoksulluktan çok sıkılmış olduğu için bu teklif onlara çok cazip gelmiş. Toplanıp çocuğun arazisine gitmişler. “Şey merhaba, bize dedelerimiz çalışmayı hiç göstermedi, hepimiz de yoksul insanlarız, çalışsak da para kazanamayacağımızı düşündüğümüz için öğrenmeye de hiç niyetlenmedik. Bize yardım edebileceğini söylemişsin. Gerçekten eder misin? diye sormuşlar. Çocuk gülümseyerek “Tabi ki neden olmasın.” “Ben zaten her gece çalışıyorum. Siz de benimle birlikte gelebilirsiniz.” diye cevap vermiş. Kasabanın erkekleri gece toplanmış ve çocuğun peşine takılmışlar. İlk gece odunlar toplanmış, herkes çocuğun gösterdiği şekilde duvarlarını sağlamlaştırmış. Ertesi gün çocuğun bahçesindeki otları temizlemesini izlemişler ve kendi bahçelerine de aynı işlemleri gerçekleştirmişler. Bir sonraki günse ormandan sebze kökleri, küçük meyve ağaçları toplanmış ve bahçelere dikilmiş.

Köydeki kadınlar ve çocuklar çok mutlularmış. Artık geceleri üşümüyor, sabahları horoz sesleriyle uyanıyor, pencerelerini açtıkları zaman meyve ağaçları ve yeşillikler görüyorlarmış.

Kasabadaki erkekler bu çocuğu çok sevmişler. “İyi ki geldin yıllardır kasabamız hiç bu kadar güzel görünmemişti.” demişler. Çocuk “Ne demek dedemin kasabasını güzelleştirdiğimiz için ben de çok mutluyum. Ömür boyu burada kalmak istiyorum. Ancak kasabanızda hiç ticaret yok. Bir şekilde para kazanmamız lazım.” demiş. Erkeklerden biri “Bir proje üretelim ozaman.” diye öneride bulunmuş. Çocuk “Aslında bir inek sürüsü dolanıyordu ormanda güzel bir çiftlik yaparsak komşu kasabalara süt satabiliriz.” demiş.

Kasaba erkekleri toplanmışlar, odunlar toplanmış, çitler örülmüş, ahır yapılmış. Kadınlar ve çocuklar bahçeyi temizleyip saman toplamışlar. Sürü bu güzel inek çiftliğine getirilmiş.

Bütün köy bir elden çalışıyor, herkes para kazanıyormuş. Hatta kazanılan paralardan herkes kendi isteğine göre küçük küçük dükkanlar kurmaya başlamış.

Bu mutsuz ve yoksul kasaba, çocuğun sayesinde artık büyük güzel bahçeleri, küçük dükkanları, büyük çiftlikleri olan mutlu bir yer olarak sonsuza dek bolluk içinde yaşamış.

  • twitter
  • Facebook
  • Instagram
  • Googe+
  1. Ece dedi ki:

    Bu mu kısa acaba??

  2. Anonim dedi ki:

    Harika

  3. Ali ule nefez dedi ki:

    Çoooook güzeldi

  4. ecem dedi ki:

    Harika ama biraz uzun sanki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.