• Blog
  • iletişim
Zıpzıp Kısa masal, Zıpzıp Kısa hikaye, Zıpzıp Çocuk masalları oku

Zıpzıp

Kısa masal oku

Zıpzıp Masal oku

Zıpzıp Hikaye oku

Zıpzıp oku

Zıpzıp
zipzip masali

Diğer çocuklar için paylaşalım

Yaz aylarının gelişiyle, baharda dünyaya gelen bütün yavrular biraz daha büyümüştü. Yavruların küçük olması, annelerinin hızlı hareket etmesini engelliyordu. Anneler tehlikelere karşı yavrularını yalnız bırakmamak için, beraber hareket etmek zorundaydı.

Kangurularda bu durum daha farklıydı. Yavruları onları yavaşlatmıyordu; çünkü onların keseleri vardı. Bir yerden başka bir yere giderken yavrularını, önlerinde bulunan ve büyük bir cep gibi olan keselerinde taşıyorlardı. Konaklama yerlerinde ise yavrularını keseden çıkartıp oynamaları için serbest bırakıyorlardı. Ön ayakları kısa olmasına rağmen, arka ayakları gayet uzun ve güçlüydü. Koşarken arka ayakları üzerinde zıplayarak hareket ediyor ve çok hızlı ilerleyebiliyorlardı.

Kangurulardaki keseler diğer orman sakinlerinin ilgisini hep çekmişti. Hele onların yavrularını taşıma şekline imreniyorlardı. Bu özellik onlara bir ayrıcalık katıyordu. Onlar ise bu farklılığın keyfini çıkarıyordu.

Yalnız içlerinde biri vardı ki, adı Zıpzıp’tı. Bu keyfi fazla uzun sürmemişti. Diğerleri yavrularını severken, o bir köşede özlemle onları seyrediyordu; çünkü onun çok sevdiği yavrusu artık yaşamıyordu.

Daha doğumunun ilk aylarında, bir aslan onları yakalamak istemiş ve o da kaçarken yavrusunu kesesinden düşürmüştü. Zavallı yavrucuk orada ölüvermişti. Ölmesi bir tarafa, bir de ölen yavrusunu aslan alıp götürmüştü. Yavrusuna son bir kez olsun sarılamadığından, bu durum ona daha da ağır gelmişti. O anı hatırladıkça çok üzülüyordu.

Zıpzıp, zamanının çoğunu diğer yavruları izlemekle geçiriyordu. Onları izlerken çok özlediği yavrusunun hayâlini kuruyordu ve onların da başına bir şey gelmesin diye bir taraftan da etrafı dikkatlice gözetliyordu.

Gruptaki diğer kangurular Zıpzıp’ın bu hâline üzülüyordu. Bu durum için bir çare aradılar. Bir ara grubun yaşlısı diğerlerini toplayıp onlara:

“Bakın dostlarım, Zıpzıp’ın başına gelenler içimizden herhangi birinin başına da gelebilirdi. Onu teselli etmeliyiz. Hatta bizim yavrularımızı her zaman sevebileceğini söylemeliyiz. Belki bu şekilde acısı biraz olsun hafifler.” dedi.

Gruptakiler yaşlı kangurunun önerisine katılıp, o günden sonra Zıpzıp’ı teselliye başladı. Ayrıca yavrularıyla ilgilenmesi için ondan yardım istediler. Zıpzıp, bu teklife çok sevindi. Herkese bu düşünceli davranışlarından dolayı teşekkür etti. Artık günleri biraz daha farklı olmaya başladı. Zaman zaman yavrusu aklına gelse de, diğer yavrularla ilgilenerek avunmaya çalışıyordu. Az da olsa mutluluğu tadabiliyordu.

Ağustos ayı, ormanda etkisini göstermeye başladı. Bütün hayvanlar öğleyin, sıcaklardan etkilenmemek için gölgelikleri tercih ediyordu. Bir taraftan da korkulu rüyaları olan bu ayın, bir an önce geçmesini istiyordu. Bu aylarda suların azalması onları korkutuyordu. Fakat bu korkudan daha büyüğü ise sıcaklardan dolayı yangın çıkması ihtimaliydi.

Sıcakların şiddeti iyice arttı. Hafif esen rüzgâr ise korkuları gerçeğe dönüştürdü. Rüzgârın esmesiyle ormandaki kuru ağaçların dalları, birbirine sürtünerek yangın çıkmasına sebep oldu. Yangının çıkan bölgede dumanlar, göğe doğru yükselmeye başladı. Dumanı gören orman sakinlerini bir tedirginlik aldı.

O anda rüzgârın etkisiyle yangının hangi yöne doğru yayılacağını bilmek çok önemliydi. Yanlış bir tahminle alev çemberinde kalabilirlerdi. Gruplarının en yaşlıları tecrübelerinden dolayı tahminlerini yapıp gruplarına bildirmişlerdi. Bu arada yangın büyüyüp, tehlikeli boyutlara ulaştı. Gök yüzünü simsiyah bir bulut tabakası kapladı. Yapılacak en doğru şey, bir an önce uzaklaşmaktı.

Ormandaki bütün hayvanlar için korku dolu kaçış, başladı. Bütün çabaları canlarını kurtarmaktı.

Böyle zamanlar dayanışma ve yardımlaşma zamanlarıydı. Yırtıcı ve tehlikeli hayvanlar diğerlerine zarar vermezdi.

Orman sakinleri yangından epeyce uzaklaştılar. Bütün hayvanlar, büyükçe bir alanda dinlenmek üzere mola verdiler. Fakat beklenmeyen bir şey oldu. Rüzgâr aniden yön değiştirdi. Yangın, hızla kaçan canlılara doğru ilerliyordu. Durumun farkında olmayan orman sakinlerini, Beyaz Kartal’ın:

“Kaçın! Yangın bu tarafa geliyor!” çığlığı harekete geçirmişti.

Bu seferki kaçış, ani ve hazırlıksız oldu. Bu telâşlı kaçışta bir çok kargaşa yaşandı. Hem ne tarafa kaçacaklarını şaşırdılar hem de gruplar dağıldı. Bu kaçışın hüzünlü bir tarafı vardı ki, o da bazı hayvanların yavrularının kaçamamış olmasıydı.

Telâşlı kaçış, kargaşanın da etkisiyle bazı yavruları geride bıraktı. Yavrusunun geride kaldığını fark eden anneler döndüler. Fakat aralarına yangın girmişti. Dikkatli baksalar da yavrularını göremediler.

Rüzgârın yön değiştirmesiyle, kaçan hayvanlar tekrar durdu. Kalabalık arasından yavrusunu geride bırakanların çığlıkları yükseliyordu. Onların çaresizliği, Zıpzıp’ın aklına yavrusunu getirdi. Gözleri doldu.

Zıpzıp, ani bir kararla ateş çemberinden içeri daldı.

Onun bu hareketine oradaki bütün canlılar şaşırdı. Zıpzıp’ın bacakları güçlü olduğundan hem yükseğe, hem de uzağa zıplama yeteneği vardı. Bu yeteneği sayesinde yanan çalıların üzerinden aşmak kolay oldu.

Bir süre sonra Zıpzıp bütün ihtişamıyla, yangın çemberinden döndü. Kısa sürede defalarca gidip dönen Zıpzıp, her seferinde farklı bir canlının yavrusuyla dönüyordu. Bu kurtarma işini kesesi sayesinde kolayca gerçekleştirdi.

Zıpzıp’ın son dönüşü çok daha farklıydı. Çünkü bu sefer kurtardığı bir aslan yavrusu, hem de kendi yavrusunun ölümüne sebep olan aslanın yavrusuydu. Kalabalık, onun bu son kurtarışı karşısında şok oldu. İçlerinde en büyük şoku ise, yavrusu kurtulan anne aslan yaşadı. Yavrusunun kurtulmuş olması ve onu kurtaran Zıpzıp’a, geçmişte yaptıklarını düşününce vücudunu bir hâlsizlik sardı. Olduğu yere yığıldı.

Anne aslana geçmişteki bu davranışının yükü ağır gelmişti. Pişmandı ve çok üzgündü, ama faydası yoktu ve olan olmuştu. Ağır hareketlerle yerinden doğruldu. Zıpzıp’a doğru ilerledi. Başını utancından kaldıramadı. Titrek bir sesle:

“Şey, ne diyeceğimi bilemiyorum. Ben nefsimin esiri olarak yaşarken, sen nefsini kontrol ederek bana büyük bir ders verdin. Ben kinimle sen ise merhametinle yaşadın. Sana minnettarım.” deyip oradan ayrıldı.

Zıpzıp ise kaybettiği yavrusuna karşı, birkaç yavruyu kurtarmış olmanın mutluluğunu tattı.

  • twitter
  • Facebook
  • Instagram
  • Googe+

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.